

En çok “Fuck Nazi Sympathy” adlı kayıtlarıyla tanınan grubun 1993 yılında çıkardıkları ve ilk kayıtları olma özelliğini taşıyan Anti - Imperialist E.P. ‘yi paylaşıyoruz sizlerle.
En çok “Fuck Nazi Sympathy” adlı kayıtlarıyla tanınan grubun 1993 yılında çıkardıkları ve ilk kayıtları olma özelliğini taşıyan Anti - Imperialist E.P. ‘yi paylaşıyoruz sizlerle.
Blog başladığından beri hep Post-Punk grupları koyuyorum ama bu hep böyle devam etmeyecek, sadece bu dönem Post-Punk dinlediğim dönemlerden ve böyle farklı farklı dönemlerde farklı türleri koyacağım sanırım.
Cpt Nefos’ un 1984’te çıkan tek albümleri Silence Interrupted’ı sizinle paylaşıyoruz.
Kukl İzlanda'dan 80'lerin ilk yarısında çıkmış bir grup. Tür olarak post/goth-punk, anarcho-punk ve deneysel diyebiliriz.Bugün sizinle paylaşacağımız ilk albümleri The Eye 1985 yılında Crass Records'tan çıkmış (3. ve son albümleri olan Holidays in Europe'ta 1986 yılındaCrass Records'tan çıkar). Kukl aynı zamanda Björk'ün ilk gruplarından.
Blitz’i bilen birçok insan, Oi! Punk-hardcore grubu olduklarını düşünür. Aslında 1983 yılında kadarda böyleydi. İlk çıkarttıkları singlelar ve sonrasında albüm Voice of a Generation birçok punk ve skinheadin favorileri arasındadır. Fakat 1983 yılında grup dağıldığında, vokal Carl ve Tim grubu farklı bir şekilde devam ettiriyor ve sonuç olarak Second Empire Justice albümü ortaya çıkıyor. Tür olarak Blitz’in ilk albümü Voice of a Generation’dan çok farklı olarak Post-punk/New Wave öne çıkıyor. Bazı insanlar muhtemelen bu değişimi çok kötü karşılamıştır, fakat bana göre Blitz iki haliylede çok güzel ve her türlü en çok sevdiğim gruplardan.
Uk Decay İngiltere, Luton çıkışlı, yine Anarcho-Post Punk olarak adlandırabileceğimiz gruplardan. Karanlık tınılar ve güzel şarkı sözleri tam kıvamında. İlk dinlediğim birkaç şarkıyla favori gruplarım arasına girmeyi başardı. Şimdilik 1981 yılında çıkan ilk albümleri For Madmen Only’i sizinle paylaşıyoruz.
ANARŞİZM>PUNK ROCK>CRASS
70’lerde yaygınlaşan stadyum konserleri arena rock diye bir tarzın ortaya çıkmasını sağlamıştı evet bu gruplar milyonlarca kişiye çalıyorlardı ve müziklerini geniş kitlelere sunabildiler ama bu yaptıkları gitgide samimiyetin ve konserlerdeki iletişimin ölmesine yol açtı. İşte Punk rock 1970’lerde rock müziğin gitgide sıkıcı bir hal almasına karşı bir tepki olarak ortaya çıkmıştı ve kökeni dadaizme dayanıyordu. 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkan dada hareketi o dönemin mevcut sanat anlayışına karşı geliyordu. Provokatif sanat, var olan sanatsal değerlerin kökten reddedilmesini gerektiriyordu.
Abuk sabuk Sex Pistols patlamasının ardından, punk rock’ın, yaralarını sarıp, müzik endüstrisine düzenleyeceği sonraki saldırıyı planlayacağı yer altının derinliklerinden başka gidecek bir yeri kalmamıştı. Sex Pistols statükoyu içerden rahatsız etmeyi denemişti ama sonunda kendilerinin parodileri oluvermişlerdi. Bir sonraki dalga punk daha sert ve daha hızlıydı, garanti satışın peşinde olan büyük şirket parazitleriyle flört etmeye hiç istekli değildi ve gözü açılmış ve umudunu yitirmiş Britanya gençliğine uzlaşmadan uzak politik bir mücadele çağrısı sunuyordu.
Anarko-punk hareketi Britanya’da 1970’lerde ortaya çıkmış olan bir harekettir. Britanya’da anarşizme duyulan ilgi punk rock’ın doğuşuna ve Sex Pistols’ın grafik tasarımcısı olan Jamie Reid’le grubun ilk single’ı olan ‘’Anarchy in the UK’’(1976)ye dayandığı iddia edilse de büyük ihtimalle ciddi bir şekilde anarşist görüşleri benimseyen ilk grup Crass idi. Sex Pistols “Anarchy in The UK” parçası ile kışkırtıcı bir çıkış yapmıştı, yaşadıkları ülkede geleceğin olmadığından bahsediyorlar ve kaos istediklerini dile getiriyorlardı. Anarşi hakkında söyleyecekleri bundan ileri gidemedi, çünkü konu hakkında bilgileri bundan fazla sayılmazdı. Ama punklar bundan kısmen etkilendiler çünkü yeni gelen bu asi müzik daha öncekilere pek benzemiyordu.
Punk rock’taki anarşi artık ‘’kaostan gelen para’’ anlamına değil, ‘’özgürlük, barış ve birlik’’ anlamına geliyordu. Anarşizmi politik bir ideoloji olarak kabul edip bunu liriklerine ve hayat tarzına uyarlayan Crass anarko-punkı popülerleştirdi ve bunun diğerleri arasında yayılmasına öncülük etti. 1977’de Essex’te kurulan grup kökten bağlı olduğu DIY (Do It Yourself – Kendin Yap) etiği ve anarko-punk tarzının konularını teşkil eden; hayvan hakları, çevrecilik, cinsiyetçilik karşıtlığı, anti-militarizm, homofobi karşıtlığı, devlet karşıtlığı, ırkçılık karşıtlığı, milliyetçilik karşıtlığı, savaş karşıtlığı gibi tavırları müziklerine yedirerek bunları hayat tarzları haline getirdiler. Kullandıkları grafikler, lirikler, albüm sanatları onların art-punk tarzının bir habercisi ve temsilcisi olarak görülmelerini sağladı. Crass grubu aynı zamanda savaş karışıtı ve benzeri mesajlarını sprey boya ve stenciller kullanarak da iletiyordu. O zamanlarda sadece kitaplarda görülen anarşizmin sembolü çember A’yı hazırladıkları pankartlarda da kullanmaya başlamışlardı. Şimdi bu sembole dünyanın her yerinde rastlayabiliyoruz. Crass, The Sex Pistols’ın bahsettiği anarşinin içi boş bir isyan olduğunu düşünüyordu. Devrimci bir müzik yaptığını iddia eden The Clash topluluğu da onlara göre sahteydi. Crass onların majör bir plak şirketiyle anlaşmaları olmasını iki yüzlülük olarak değerlendiriyordu. Bu DIY etiğine hiç uymuyordu ve dedikleri gibi devrim için değil, PARA içindi.
Bir çok anarko-punk kendilerinin DIY etiğine bağlılığını zikretmekten zevk duyar. Öncülleri Crass gibi kendi plak şirketini kurup, konserlerini düzenlemek kapitalist sistemin bir parçası olmamak için tek çıkar yol olarak görülür. Crass Records ,grup üyeleri tarafından kurulmuş bağımsız bir plak şirketidir ve İngiltere’den nice anarşist topluluğun müziklerini kaydedebilmesine yardımcı olmuştur. Anarşist punkların ünlü bir sloganı olan ‘’DIY not EMI’’, büyük plak şirketinin bilinçli reddi iken aslında bütün büyük şirketlere karşıtlığı temsil eder.
Genel olarak baktığımızda punkların çoğu anarşizme inandıklarını dile getirirler.Bunun nedeni yazının başında da açıklanmaya çalışıldığı gibi punk ve anarşinin birbirleri için uyumlu olmalarıdır. Kışkırtıcı bir tarzla eleştirilerini dile getirmek için ortaya çıkmış bir müzik tarzı olan punk,en asi düşünce olan anarşizm ile istem dışı bir bağlantıya sahiptir. Ve yine genel olarak anarko-punk’ta iletilmek istenen mesaj müzikal yeteneklerden daha fazla önem taşır.
Yöntemlerinde çeşitlilik gözlense de evrensel olarak anarşist punklar direkt-eyleme inanırlar. Birçok anarşist punk pasifist olup, sabotaj, ev işgalciliği, çalışmayı reddetme, grafiti, boykot, ekotaj, barışçıl protestolar, artık yiyecek toplama, sivil itaatsizlik ve benzeri yöntemleri kullanırken bazı anarşist punklara göre de şiddet ve mülkiyete zarar vermek hedeflere ulaşmanın kabul edilebilir yöntemleridir. Bunlar; isyanlar, saldırılar, ALF( Animal Liberation Front-Hayvan Kurtuluş Cephesi) – ELF (Earth Liberation Front-Yeryüzü Kurtuluş Cephesi) tarzı eylemler ve benzerleri olurken, aşırı durumlarda bombalamalara da rastlanabilir. Anarşist punklar arasında, malum nedenlerden dolayı ‘’straight edge’’ olan birçok kişiye rastlamak da mümkündür.
Not : Bu yazı Sağanak Beyin Terörü fanzin 2. sayısında yayınlanmış "Anarko-punk" başlıklı yazıdan derlenmiştir.
"Let me tell you about Karl Marx/A visionary fish in a pool of sharks"
1979 yılında kuruldukları günden bu yana müziklerine yeni bir şeyler katmayı hep başarmış ve bunu yaparken de o sıkı tavırlarından hiçbir taviz vermemiş olan bir grup The Ex.30 seneyi aşkın tarihlerinde neler yaptıklarını anlatmaya kalksam herhalde sabaha kadar yazıyor olurdum.
Hollandalı anarşist grup 1998’de çıkardıkları Touch&Go plak şirketinden çıkan ilk kayıt olan Starters Alternator’ı Steve Albini’nin Electricial Audio stüdyolarında kaydetmişlerdi.Akıl dolu liriklerle bezenmiş bu albüm sizlerle paylaştığımız ilk The Ex kaydı ve sonuncusu da olmayacak.